*Ben ölseydim, o belki ağlardı. Ama o ağlasaydı; Ben ölürdüm.
*Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?
*Ben gülüşüne öldüm, o ölüşüme güldü. Farklıydık işte!
*Onu kırmış olmalı yaşamında birisi. Dinledikce susması, düşündükçe susması. Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi. Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası.
*Kendine gel! Seni orada bekliyorum.
*Söylenemiyor çok şey, susmadan.
*Makyajı akıyor farkının; Herkesleşiyorsun…
*Oysa ne çok ağladım ben bir damla yaş dökmeden.
*Ben sevmekten hiç borçlu çıkmadım.
*Bir kelimeye bin anlam yüklediğim zaman sana sesleneceğim.
*Neyine bağlanır ki insan bu kadar ? Sana bakmayan gözlerine mi, yoksa senin olmayan kalbine mi?
*Gemilerin çoğu, bir insan yüzünden batmıştır. Denizin yüzünden değil.
*Aynı günde dört mevsime şahit olmak gibi bir şey bu. Önce özlüyor, sonra ağlıyor, akşamları küsüyor, geceleri çok seviyorum.
*Sana bir şiirler olmuş sevgilim. Yüzün-gözün söz içinde. Hangi imla kitabına baksam, ben den ayrı yazılıyorsun.
*Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.
*Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam bitirmek değil de, sana hep hep yeniden başlamak isterim.
*Benim söylemek için çırpındığım gecelerde, siz yoktunuz.
*Söylenemiyor çok şey, susmadan.
Dün unutmamak için buraya not ettiğim Cemal Süreya sözlerinin ardından bugün de Özdemir Asaf’ın sözlerini not düşmeye karar verdim. Ne de olsa ikisi de unutulacak şairler değil.
Herkes fazlasıyla sevmiş. Ben eksikleriyle de sevdim oysa.
İki seçeneğin var; Ya kal, ya gitme.
Yüzümde hüzünden gölgeler varsa, o hüzün yüzündendir olsa olsa.
Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda, birbirine sarılarak uyuyordur.
Bana yalanlar söylese yetinecektim; Ama yalan söyledi.
Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Seni, sensiz de sevebiliyorum.
Cemal Süreya en sevdiğim ve en sık şiirlerini okuduğum şairlerden biridir. Sürekli okumama rağmen birçok sözünü sonradan unutuyorum. En iyisi buraya not düşmek.
Uzaktan seviyorum seni. Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan. Sadece seviyorum.
Özgürlüğün geldiği gün; O gün ölmek yasak.
Her ölüm erken ölümdür.
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Ne ikna edici bir intihar biçimidir; şimdi seninle göz göze gelmek.
Kim istemez ki mutlu olmayı? Ama mutsuzluğa da var mısın?
Benden 61 yıl önce doğup, yine doğumumdan 26 yıl önce ölen birisi olmasına rağmen şanı, şöhreti ve güzelliği bugüne kadar ulaşan bir aktrist o. Güzelliği yaptığı işlerin bile önüne geçmiş biri. Herkes sağdaki fotoğrafı bilir ama birçok kişi tek bir filminin adını dahi bilmez. İşte böyle biri.
Marilyn Monroe kendi başına bir film karakteri gibi. Sürekli okuduğumuz hayatı, sır ölümü ile tam bir film karakteri. Ölümünün üzerine hala konuşulan bir sürü iddia var. Bunlardan birkaçını buradan okuyabilirsiniz.
Genç ölümü aynı dönemde yaşadığı onlarca pin up kızının aksine onu yıllarca genç ve güzel haliyle hatırlamamıza sebep oldu. Bu da onu bir nevi ölümsüz kıldı.Işıltılı hayatında birçok zaman da zor şeyler yaşadı ve bunları sürekli ilaçlar ile geçiştirmeye çalıştı. Simon Curtis’in yönettiği My Week with Marilyn’i izleyerek hayatının zor taraflarına dair de bilgiler edinebilirsiniz.
Neopolis by Atelier Olschinsky
Typographic artwork with shading techniques used in architectural plans.